DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Afyon 23°C
Gök Gürültülü

SIKINTILI VE ACI DOLU YILLAR

SIKINTILI VE ACI DOLU YILLAR
13.12.2021
A+
A-

SIKINTILI VE ACI DOLU YILLAR
  Bizim kuşak çocukluk yıllarını pek yaşayamadılar.  İkinci dünya savaşına girmediğimiz halde savaşın etkisi ülkemizde de kendisini olumsuz bir şekilde gösterdiği için çok sıkıntılı yıllar geçirdik. Halk fakir ve zaruri ihtiyacı olan ekmek paran da olsa karneyle vatandaşa veriliyordu. Akşam olduğunda karanlık bastımı cadde ve sokaklarda lambalar yanmaz ve evlerde yakılan aydınlatma özellikle gaz lambaları dışarıya ışık geçirmeyecek şekilde kamufle edilir, kalın örtülerle pencereler kapatılırdı. Uçak korkusundan en küçük bir çıra dahi dışarıyı aydınlatmak için yakılmazdı.
İç siyasetinde tek parti dönemini yaşayan ve İsmet İnönü nün yönetiminde bulunan Türkiye Cumhuriyeti, ikinci dünya savaşı başladığı 1939 yılında savaşın dışında kalarak toprak bütünlüğünü korumayı amaçlayan bir politika izlemişti. Daha doğrusu birinci dünya savaşından daha yeni çıkmış ve çok kayıplar vererek toplanamamış ülkenin ikinci bir savaşa girmesinin yükünü kaldıramayacağını çok iyi bilen kurt politikacı İnönü savaşa girmeyi kabul etmemişti. Savaşa girmemiştik fakat ülke dışında yapılan savaşın sıkıntıları, açı gerçeklerini ülke genelinde görmekteydik. Bu günkü gibi elektrik üreten santraller, dinamolar olmadığından halk gaz lambalarıyla aydınlandığı için gaz, tuz, yağ ve en önemlisi de ekmek bile karneyle satılıyordu.   1945 de sona eren savaşın sıkıntıları yıllarca ülke genelinde sürmüş Dinarda o sıkıntılı yıllarda yokların yaşandığı bir yerdi, her önemli ihtiyaç malzemeleri karneye, vesikaya bağlıydı. Çay Şekerini bulamadığımız için çay kara üzümle içilirdi. Kalabalık ailelerde ekmek sıkıntısı çekildiğinden Dinarda birçok aile çiftçi olduklarından buğdayı un değirmenlerinde öğütüp unu evine götürerek yufka ekmeği yaparlardı. Dinarda Ilıca Caddesi Mobilyacı Yılmaz Yiğit dükkânının tam karşısındaki bu fırında halkın ihtiyacı ekmek çıkarılırdı. Fırını Abdullah bilengil’in babası fırıncı usta Hasan bilengil çalıştırmaktaydı. Ekmekler karne ile satılır denetimi de belediye tarafından yapılıyordu. Esasında yalnız karneye tabi ekmek değildi, çay şeker, yağ benzeri zaruri ihtiyaç malzemeleri de karneyle veriliyordu. Bu günleri yaşamamış ve o açı günleri CHP veya İnönü yaşatmış gibi yalan yanlış laflar edenler, savaştan yeni çıktığımızdan her nedense bahsetmez her şeyi siyasete, rahmetli İnönü’ye kabahat bulurlar. Aslında o açı günleri gören, yaşayanlardan dinlemek daha doğrudur. Benim yaştakilerin ilkokula gittiğimiz yıllar. Yamalı kırzet önlük ve pantolonlar giydiğimiz zamanlar. Büyük abisinin giydiklerini küçük kardeşin giyerek okula gittiği yıllar.  Doğrusu insanlar ekmeği zar zor bulurken   giyim, kuşamı pek düşünen olmazdı. Öncelikle pantolonlara süvarilik (bir nevi büyük yama) yamalar üstüne yama ceketlere bile yama yapılırdı. Zahire ve çuvallı un alacak parası olmayan fakir kimseler o yıllar Dinarda çok sayıda bulunan ve menderes nehrinin taşlarını çevirdiği değirmenlerden bulabilirse kiloyla un alır ekmek yaparlardı. Şimdiki gibi her şey bol değildi. Ayağa giyilen çarıktan ayakkabıya geçilişin başlangıç yılları diyebiliriz. Vatandaşta para olmayınca yiyecek dışında giyim kuşam da pek piyasalarda dükkanlarda görünmüyordu. O yıllarda kışlarda daha uzun ve çok sert, soğuk geçer kar yağdıktan sonra rüzgarların soğuk esmesi neticesinde ev ve iş yerlerinin saçaklarından buzlar sarkardı. Benim çocukluk yıllarında   çok gördüğüm ve yaşadığım o soğuk günlerde artık yok oldu. Fakir fukaranın yakacak bulamadığı o yıllar udun yerine tezek yakanlar olurdu. Kömürün ismi bile duyulmamıştı. Fakirlik, yokluk çok açı gecen yıllardı bizim çocukluk yıllarımız. Bu asil Türk Milletine ve ülkeme o açı yılları bir daha Allah göstermesin. Bolluk, huzur ve sıhhatli olarak ömrümüzün sonuna kadar rahat bir şekilde yaşamayı Allah nasip etsin.
  SAYGILARIMLA.05326675701    

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.