DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Afyon 21°C
Parçalı Bulutlu

YETMİŞ SENE EVVELKİ İLKOKUL LAR YÜKSEK OKUL GİBİYMİŞ

04.11.2019
528
A+
A-

YETMİŞ SENE EVVELKİ İLKOKUL LAR YÜKSEK OKUL GİBİYMİŞ

                                Bizler İlkokulda eğitim gördüğümüz 940’lı yılların sonu 1950 yılının da başlangıcıydı. Pazartesi başlayan okul, cumartesi günü dört saatlik dersin sonunda Pazar tatiline girerdi. O gün saat on iki de başlayan Pazar tatili, pazartesi günü saat 8 de  “istiklal marşı” ile başlardı. Öğlen bir saatlik yemek ve ihtiyaç molası sonra tekrar derse girer ikindi sonrası karanlık basmadan okuldan çıkardık.  Dinarda o sıralarda Yeni yol ilkokulu ve KONAK ılıca okulu vardı, ılıca ilk okulu da 1948 yılından sonra kapatılarak orta okul olarak tedrisata başlamıştı. O yıllarda Öğretmen, çocuğu her konuda eğitmek ve öğretmek için savaş verirdi. Çalışmayan, tembellik eden öğrenci dayak yiyeceğini bildiği için çocuklar verilen her ödevi harfiyen yerine getirerek okula gelirlerdi. Daha Üçüncü sınıftayken kerrat cetvelini ezberlemek mecburiyeti vardı. Okumak biraz zordu o yıllar, disiplin her şeyin başında gelirdi, ilkokula kayıtlar yapılıyorken çocuğun velisi sınıf öğretmenine“ETİ SENİN KEMİĞİ BENİM “ diye öğretmene tam yetki verilirdi.  Şimdi öğretmen çocuğa söz söylemekten korkuyor. Çocukların okula giderlerken Anne, baba veya velisi tarafından taşınan içerisi birçok yardımcı kitaplarla dolu çantalar yerine biz iki kitap bir defter götürür okulda öğretmen tarafından öğretilen bilgileri belleğimize almak, devamlı çalışıp tekrar ederek unutmamak durumundaydık.  Yoksa beşinci sınıftan sonra yapılacak mezuniyet imtihanında başarılı olamazsanız ilkokulu bitiremez ve şahadetname  (bir nevi diploma) alamazdınız. Bunların bilincinde olan öğrenciler daha çok çalışmak ve öğretilenleri tekrar ederek unutmamak için daha çok çalışırlardı.

                        Yine o yıllarda Ekmek ön planda geliyordu, ülkede yaşayanların çoğunluğu fakir, yardıma muhtaç kişilerdi bu yüzden bazı çocuklar okuldan evvel evinin yiyecek ihtiyaçlarına katkıda bulunmak için çalıştırıldığından birçoğu okula gönderilmezlerdi. Bazıları da yetim ve fakir olduklarından evlerini geçindirmek için çalışmak mecburiyetindeydi. Bu yüzden de ülke genelinde okuma oranı çok olsun %  35 veya 40 kadardı. Dinar’a Ortaokul 1948 de açıldı lise yoktu, ilkokulu bitirenlerin de çoğunluğu orta öğretime gitme imkânları olmadığından zeki ve daha becerikli olanlar Resmi dairelerin açmış olduğu imtihanlarına girerek Memur olurlar görevlerinde başarılı olanlar daire amiri, müdürlük yapanlar bile vardı. Diğerleri de babasının mesleğinde çalışıp başarılı bir iş adamı olarak hayatlarını sürdürürlerdi. İlkokuldan mezun olduktan sonra tahsiline devam eden ise çoğunlukla maddi durumu çok iyi zengin çocuklarıydı.

                        O yıllarda ilkokul mezunları yalnız tarihi, Türkçeyi, matematiği yani dersleri öğrenmekle kalmıyor çorap yamamasını, düğme dikmesini, bahçe bellemesini ve genel kültürü işin uzmanlarından KÖY ENİSTİTÜSÜ mezunu öğretmenlerden öğreniyorduk.  Onun için o yıllarda okumuş olanlar gerek kendiişlerinde ve gerekse devlet kademelerinde hep başarılı oluyorlardı. Burada halen çalışmakta olan öğretmenlerimizi beğenmemek gibi durum söz konusu olamaz değerli öğretmenlerimiz başımızın tacıdır.  Biz sistemin yanlış olduğunu vurgulamak istiyoruz. Çocuklar okula taşıyamayacakları kadar içi kitaplarla dolu çanta ile gidiyor fakat kafaları bon boş eve geliyorlar, temeldeki sistem yanlış olduğu içinde çocuklar okulda ileriye dönük faydalı konuları öğrenemediğinden ne üst okulda ne de meslek hayatında çoğunluk başarılı olamıyor. Lise mezunu birçok genç kerrat cetveli bilmez, ezberlememiş, çok basit coğrafya, tarih sorularına cevap veremiyorlar.  Bazı televizyon programlarında yarışmalar yapılmakta lise ve yüksek okul mezunları bile basit sorulara yanlış cevap verdiklerine şahit oluyoruz. Sordukları sorulardan dört seçenek yazdıkları halde maalesef doğru cevabı bulup söyleyenler hiç yok denecek kadar az. Bakıyorsunuz aynı soruları altmış yaşındaki ilkokul mezunu vatandaşa soruyorlar çatır çatır cevap veriyor. İnanmayanlar bu tür programları izlesinler. Daha bir hafta evvel yapılan bir programda televizyon spikerinin lise öğrencilerine sorduğu her Türk çocuğunun bilmesi gereken  “CUMHURİYET HANGİ TARİHTE KURULDU” sorusunun cevabını onlarca genç cevap veremediği gibi birde ekrana pis pis sırıtıp akıllarınca spikerle dalga geçtiler. Bu durumu izlemek inanın içimi acıttı.

              Sokakta soru yönelten spikere, televizyonda genel kültür sorularına ancak köy enstitülerinin sistemi gibi sistem getirilirse cevap bulacaktır. Sık değiştirilen milli eğitim Bakanlarının kendi görüş ve düşüncelerini yansıtan eğitim sistemimiz bir türlü yıllardır rayına oturtulamadığı için yazboz tahtasına dönmüş ve randıman alınamamıştır. Bunların yerine çok eski yıllarda uygulanmış, başarılı da olunmuş sistemleri gözden geçirerek özellikle  ilkokullarda temeli sağlam bir sistemin oturtulması bu  işleri kökten düzeltecektir. Yoksa temeli sağlam olmayan Lise mezunu ve Yüksek tahsil yapmış kişilerin televizyon programlarında çok basit sorular karşısında bile bocalayıp yanlış cevaplar verdiklerini izlemeye devam ederiz.

SAYGILARIMLA

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

%d blogcu bunu beğendi: